2013 yıllarının ortalarında şimdiki kullanmış olduğum dizüstü bilgisayarı aldım (Asus K55VM).

O zamanlar özelliği Intel i5 2.60 Ghz, 8 GB RAM DDR3, 2 GB ekran kartı ve 750 GB HDD idi..

Bu süreçte yazdığım uygulamalar ilk zamanlarda çok hızlı çalışıyordu ve zamanla derleme esnasında, uygulama çalıştırma durumlarında veya SQL Management Studio üzerinden yaptığım sorgunun geri gelme süreleri zamanla gecikmeye veya uzamaya başladı.

Herkes gibi düzenli olarak yeniden işletim sistemi dönemlerim başladı.
Beş (5) ay geçiyor, bir yavaşlama var..

Evet! Format zamanın geldi senin!

* * *

Elimde bir proje var ve gerçekten çok sıkıcı. Zamanında bir yazılımcı ilgili müşterime uygulamayı yazmış, kaynak kodlarını da teslim etmiş ve projeyi iki etaptan oluşturulmuş. Masaüstü ve web uygulaması. Web ve masaüstü uygulamasında birkaç değişiklik ve beş(5) adet raporlama istiyor, üstelik fiyat uçuk seviyede..

(Bu arada en nefret ettiğim iş türlerinden biridir başkasının yazdığı bir uygulamayı tekrar düzenlemek. Yazılımcının “yazdığı kafayı” anlamak, gerektiğinde onu tebrik etmek ve gerektiğinde de küfür etmek bunun içerisindedir bu süreçte)

Proje başarılı.
Bunu yazan kişi evet programlamayı yalayıp yutmuş, modellemeyi de üstelik çok iyi biliyor. Yazdığı sınıflardaki mantık bir o kadar güzel..

Fakat(!),
İçine etmiş her şeyin. Çok saçma sapan yerlerde, çok alakasız bir ilişki kurmuş.. Veritabanı öyle bir tasarlanmış ki “Neden müşterim benden önce bir yazılımcı bulamamış ve bütçe bu kadar uçuk?” sorusunun cevabını veriyor.

Uygulama resmen sadece bitirilmek için yazılmış. Yaparken modelleme başarılı ama alakasız şekilde olanlar o kadar çok fazla ki.. Yazılım resmen Tanrıya emanet çalışmış bunca zaman..

Hayatımda bu kadar berbat ve alakasız veritabanı tasarımı görmedim. [1]

Derle, 30 saniye bekle..
Uygulamanın veritabanına bağlanmasını bekle, sorgu çeksin, 10 saniye..
Web tarafını kodluyorsan, açılması için en az 20 saniye bekle..

Bir yanda ikinci bir kişinin yazdığı yazılımsal sorunlardan kaynaklanan yavaşlama, diğer yanda da benim cihazımın zamanla yıpranan donanımsal durumu..

* * *

(Önceki yazılım şirketinde sunucumuz için SSD almıştık ve performansın büyük işlemlerde ne kadar önemli olduğunu kanıtlamıştık. Kendi bilgisayarıma da bir SSD almak için hiçbir çaba da sarf etmemiştim o zamanlar)

* * *

Geçen hafta bu bahsetmiş olduğum müşterim bana SSD ve RAM almaya karar verdi. Çok sevdiğim ve gerçekten uzun bir süre ona yazılımlar yazacağım, saygımı kazanmış bir insan. Hiçbir dediğimi de iki etmemiştir. Ödeme konusunda ben bir şey demeden direk kendisi hallediyor, varın gerisini siz düşünün.

Sipariş verirken bilhassa Samsung EVO 850 serisi seçmeye özen gösterdim önceki tecrübemden dolayı. 540Mb Read/520 Write şeklinde 250 GB’lik bir SSD aldık ve 8GB RAM. Şu an toplamda 12 GB RAM takılı bu bilgisayara.

Dün bilgisayarıma yeniden işletim sistemi kurdum.
Yazılımları kur, konfigre et, yedekten geri dön falan bunları saymıyorum bile altı(6) saatimi yedi nerdeyse ve hala eski HDD’mdeki verileri sunucuya gönderiyorum şu an bu yazıyı yazarken.

* * *

Altı buçuk(6.5) – Yedi (7) saat sonra..

Kurtay deli küfür etmeye başladı
Hem de nasıl..

Seni zeki! Önceden neden böyle bir şey yapmadın!

Oha Windows 10 Enterprise beş(5) saniyede açılıyor, projeyi Visual Studio 2015 Enterprise’da açmak üç(3) saniye; debug edilip veritabanına bağlanması, sorgunun cevaplanması sayfanın yüklenmesi nerdeyse iki buçuk (2.5) saniye! Yuh ….. …….! Yok artık!

Sen nasıl bir SSD çıktın lan!

HDD’nin canı cehenneme!

* * *

SSD’lerinde belirli bir ömrü olduğunu hatırlatırım.

* * *

Şimdi gidip deli gibi kod yazacağım.

Enis Kurtay YILMAZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir